Faydalı Bilgiler
Jeopolitik ve Jeostrateji
  13 Nisan 2018 Cuma , 23:13
Jeopolitik kavramı, Yunanca toprak anlamına gelen geo ile politika anlamındaki politeia kelimelerinin birleşmesiyle meydana gelmiştir. Politik siyaset ve toprak siyaseti (dünya siyaseti) kavramlarını ifade etmek için bu kelime (ge-opolitik) kullanılır. Bu bilim dalı batıda ancak XIX. yüzyıl başlarından itibaren ortaya çıkar ve siyasal bilim dalları arasına katılır.

Jeopolitik kavramı, Yunanca toprak anlamına gelen geo ile politika anlamındaki politeia kelimelerinin birleşmesiyle meydana gelmiştir. Politik siyaset ve toprak siyaseti (dünya siyaseti) kavramlarını ifade etmek için bu kelime (ge-opolitik) kullanılır. Bu bilim dalı batıda ancak XIX. yüzyıl başlarından itibaren ortaya çıkar ve siyasal bilim dalları arasına katılır.

Siyasal açıdan neden önem kazandıkları ya da geri kaldıkları konusunda rol oynayan coğrafi etkenlerle bunların mekan dahilinde karşılıklı ilişkilerini inceler. Siyasal coğrafya sahasının esas unsuru, bir bütün olarak dünyadaki siyasal bölgelerin dağılışıdır. Jeopolitiğin çıkması, dünya üzerinde geçtiğimiz yüzyıllarda ortaya çıkan gelişmelerle ilgilidir. Dünya güç merkezlerinin yerine göre, dünya politikası belirlenmektedir. Dünya güç merkezleri de, tarihin çeşitli dönemlerinde ve farklı sebeplerden değişik olabilmektedir. Nitekim, Eski Çağ'da yeni ekonomik yönlenmeyle merkez, Anadolu, Trakya, Yunanistan, Suriye ve Mısır olmuştur.

Jeostrateji ise stratejik açıdan coğrafi unsurların incelenmesini ve stratejik sonuçlar çıkarılmasını kapsar. Söz konusu coğrafi unsurlar; ekonomik, sosyal, politik ve fizikidir. Bu unsurları kapsayan strateji, genel strateji olarak tanımlandığına göre, bu konularda strateji ile coğrafya arasındaki bağı jeostrateji kurar.

Bu inceleme, ülke ve ittifakların politika ve strateji oluşturmalarında baş rolü oynayan jeopolitik ve jeostrateji kavramlarını açıklamak ve Türkiye’nin günümüz şartlarında yer aldığı jeopolitik ortamı belirlemeyi amaçlamaktadır.

Coğrafya, insanoğluna toprağı, suyu, havayı, beslenme ihtiyaçlarını kısaca her şeyi bahşetmiş bir varlıktır. İnsan da onun değerlerini anlamaya çalışmış, toplumsal yaşam geliştikçe yaşadığı topraklara ve çevresine sahip olma, geliştirme, hatta onu genişletme ve artırma duygusu da gelişme göstermiştir.

Tarih boyunca toplumsal yaşamda ve toplumlararası mücadelelerde coğrafyanın değeri bilinerek hareket edilmişti. İskender, Anibal, Sezar, Cengiz, Attila gibi kıtalararası uzun seferler yapan liderlerin harekete geçmeden önce hedef ülkelerin ve aradaki coğrafi bölgelerin özelliklerini incelemeden ve buna göre hareket istikametlerini tespit etmeden yola çıktıklarını düşünmek çok yanlış olur. Ancak konunun bilimsel bir tarzda ele alınışı yakın tarihlere hemen hemen 20. yüzyıl başlarına rastlamaktadır.

Coğrafi muhiti politikada kullanma sanatı olan Jeopolitik, kavram olarak bu dönemde anlam kazanmaya başlamış ve özellikle iki dünya harbi arasında geliştirilmiştir. Dünya hakimiyeti peşinde koşan veya güçlü kalma uğraşı veren ülkeleri, ortaya attıkları teorilerle etkileyen büyük jeopolitikçiler çoğunlukla bu dönemde yaşamışlardır.

Jeopolitiği tanımlama ve yönlendirmede çatışan düşüncelerin yer aldığı dönemler olmuş ve bu alanda çalışan bilim adamlarını kaygılandıran görüşler ve yönelimler olmuştur. Rus Prof. J.W. Semyenov, en sevdiği çalışma konusunun Almanlarca dejenere edilmesi üzerine görüşlerini iki kelime ile ortaya koymuştur. “Faşist Jeopolitik”. J.De Castro ise “bu kadar çok ihtilaf konusu olan ve nefret edilen bu kelimeye hakiki manası verilmelidir” diyerek endişesini dile getirmektedir.

Jeopolitik yeni ve genç bir bilim dalı sayılabilir. Hatta oluşumu ve gelişimini tamamlayıp temeline oturduğu bile söylenemez. Bu nedenle, Dr. Erich Obest, “Jeopolitik iyice öğrenilmeden meşgul olunursa tehlikeli yolların ve polemiklerin açılmasına neden olunur. Jeopolitik devletin coğrafi vicdanı olmak ister” diyerek kaygılarını dile getirme ihtiyacını duymaktadır. İyi bilmemenin ötesinde, günümüzde aşırı uçlarda gezinen bazı bilim adamlarının jeopolitiği kullanarak (bilhassa sosyo-kültürel alanda) büyük çaptaki çatışmalara zemin yaratmaya çalışmakta, etnik gruplar yaratarak veya mevcutları kaşıyarak ülkelerin parçalara bölünmesine gayret etmektedirler.

Jeopolitik hükmetme görüşüdür, hükmetme ve iktidar olma bilimidir.

İnsan sosyal zirveye yakınlaştıkça jeopolitiğin anlamını, yararlarını kavramaya çalışır. Jeopolitik, üst düzey siyasetçilerin bilimidir. Günümüzün devlet adamları ve askerleri jeopolitiği iyi bilmek ve anlamak zorundadırlar.

Pierre Célérier bu zorunluluğu şöyle ifade etmektedir.

“Komutan ve devlet adamı birbirleriyle uyum içinde, öyle ki bazen tek bir fert halinde olmalıdırlar. Bunlar, Jeopolitik ve Jeostrateji olarak adlandıracağımız kendilerini ilgilendiren sahalara tatbik edilen modern coğrafyanın kavramlarında buluşur ve anlaşırlar”.

Yorumlar
Kod: NKCRJ